Kamusal Alan Nasıl Yaratılır?

Ortak Alanların Üretimi ve Başarılı Bir Örnek Olarak Odham’s Walk

Mimarlığın parsel bazında yapı tasarımına indirgendiği şu zor günlerimizde bazı konuları yeniden gündeme taşımak faydalı olabilir. Bu kadar çok inşaat yaparken hala doğru dürüst bir ortak alan üretememe başarımızın nereden kaynaklandığını düşünmemiz gerekiyor.

Çalışmalarından her zaman feyz aldığım Fumihiko Maki’den bir alıntıyla başlayalım: bağlam ve işlevi duyarlı bir şekilde yorumlayarak hayata geçiren kamusal mekanlar, onları ziyaret eden/kullanan/tüketen bizlere belli bir ortak hissi adeta zerk eder. Toplumsal bilinçaltımıza seslenir. Maki lafı burada bırakmaz. Daha da ileri götürür ve biz mimarlara önemli bir görev yükler. Mimar olarak görevimizin bu ortak bilinçaltını anlamak, deşifre etmek daha sonra da biçim ve mekana dönüştürmek olduğunu ifade eder. (1)

Yani çoğunlukla tam tarif edemediğimiz ama hissetiğimiz bir hoş ruh hali yaratır bu mekanlar. Oralarda olmayı severiz, vakit geçirmeyi, tekrar tekrar gitmeyi isteriz. Belki bu durumu birkaç örnek vererek açmak konuyu daha anlaşılır kılacak. Örneğin Gaziosmanpaşa’nın merkezinde vakit harcamak cazip gelmezken, Kadıköy Balık Pazarı’ndan geçip Moda’ya arka sokaklardan yürümek her zaman keyif vericidir. Sancaktepe sokaklarında turlamak herhangi bir gerekçe olmadıkça aklımıza bile gelmezken Cihangir meydanından Tophane’ye kendini salmak gibisi yoktur. Örnekler çoğaltılabilir. Peki neden bazı yerler bizi kendine bu kadar bağlarken, bazıları kaçma hissi yaratır? Bu tip tercihlerimizi yönlendiren kollektif bilinçaltı nedir?

Toplumsal -ya da ortak- bilinçaltı kavramı aslında psikanalist Jung tarafından kullanılan analitik psikolojinin bir konusu? Jung’a göre toplumsal bilinçaltı, insan veya hayvan hafızasında kayıtlı ve yaşadığı kültüre dayalı her türlü imgeler, semboller, dil ve diğer tecrübeleri kapsar. Ama Jung toplumsal bilinçaltını Freud’tan farklı olarak  kişiye özel tüm deneyimleri içeren kişisel bilinçaltından ayrı tutar. Toplumsal  bilinçaltı kavramı tüm bir türün kişisel deneyimlerini içeren geniş bir alan. Ancak burada biz tasarımcıları ilgilendiren yanı kişiden kişiye farklılaşmayan, toplumun tüm bireylerinin paylaştığı, onların davranış kalıplarını anlamamızı sağlayabilecek ipuçlarını verebilecek bir bilgi alanı olması.

Bazılarımız başarılı kamusal alan üretmek konusunda yazının başında verdiğim olumlu örneklerin aslında yapılaşmasını epey önce tamamlamış mekanlar olduğunu, uzun bir zaman aralığına yayılarak üretilmiş, neoliberal / tam kapitalist düzenin kent mekanını hızlı bir şekilde dönüştürmediği, erken zamanlara ait olduğunu söyleyecek. Yakın zamanda üretilmiş başarılı örnekler yok mu peki? Galiba olumlu bir yanıt vermek zor. Olumlu gibi gözüken örnekler ise aslında kendilerini bu güçlü dokulara yerleştiren parsel bazında tekil yapılar daha çok . Kapsamlı büyük ölçekli uygulamalar biz de gerçekleşemedi. O zaman konuyu anlaşılır kılmak açısından tekrar ‘dışardan’ örneklere dönmek gerekecek.

Ada bazında gerçekleşen iyi bir ortak mekan örneği gittiğim zaman uğramadan edemediğim, Londra’nın merkezinde, Covent Garden’a bir iki adım mesafedeki Odham’s Walk konut yerleşkesidir. 1980’lerin başında gerçekleşen, bizdekine benzer kent merkezine müdahale operasyonları sırasında merkezdeki sebze hali ve çevresi de nasibini alır. Ancak burada kent yönetimi yerel ahalinin verdiği örgütlü tepki sonucunda yaptığı master planı bir kenara koymak zorunda kalır.  Burada yıllardır oturanlar başka bir yere gitmek istemez haklı olarak. Londra Büyükşehir Belediyesi’ndeki planlama grubu ve mimarlar oturup yeniden çalışırlar. Yerli ahalinin sahip olduğu konut adedine belli bir miktar ek konut birimi ve ticari kullanım ile bunlara ait kapalı otopark eklenir. İstek ve beklentiler duyarlı bir mimari ile birleşince Odham’s Walk ortaya çıkar. (2)

Odham’s Walk 5.100 m2 lik bir yapı adasının tamamını kaplayan ve 102 konuttan oluşan bir yerleşim. 200 Kişi/ha gibi bir yoğunluğun, 6-8 katlı girift bir dokunun tanımladığı karma kullanım yerleşkesi. Konut birimleri tamamen ticari kullanımı içeren bir bazanın üzerine yerleşmiş. Yapı adasını diyagonal olarak kesen bir iç sokak iki caddeyi birleştiren kestirme bir güzergah yaratarak kamusallığın önünü açar. Tüm konut birimlerine bu iç sokak ve patiolardan ulaşılır. Ada çeperine yerleşen dükkanlar yoğun kent yaşamının koşuşturmasına yüz verirken  adayı ortadan kateden iç sokak arka planda sakin bir iç yaşantıyı kurar. Bu iç sokaktan adeta labirentvari bir kurgu ile teraslanmış üst kotlara ve konutlara ulaşılır. Ancak steril ve keskin bir ticaret/konut ayrışmasının önüne geçmek için bir miktar dükkan bu avluya yerleştirilir. İşte bu noktada kamusal alanın nasıl başarılı bir şekilde gerçekleştirilebileceğini görürüz. Proje hayata geçtiğinde ciddi eleştirilere maruz kalmış. Özellikle güvenlik ve mahremiyet açısından zaafiyetler göstereceği (3), üst kotlarda kurguladığı yeşil terasların yaşayamayacağı iddia edilmiş. 20 yıl önce yaptığım ilk ziyaretten sonra bu sene Odham’s Walk’a yine – üçüncü kez -gittim ve kendi gözlerimle yapılan eleştirilerin nasıl anlamını yitirdiğine şahit oldum bir kez daha.

Odham’s Walk ortak alan üretiminin nasıl yapılabileceği hakkında başlı başına ilham verici bir örnektir benim için. Kollektif Bilinçaltımızı ve onun kodlarını iyi deşifre eden bir tasarımdır. Ancak bu kodlar sosyal anlamda izole olmuş kentin getto ya da banliyölerinde keşfedemeyeceğimiz kodlar.

Sosyal anlamda iletişim kurma ve karşılaşmalar elbette geçmişte olduğu gibi sadece sokak ve kent meydanlarında gerçekleşmiyor artık. İnternet, yazılı basın, televizyon gibi ortamlar geçmişte olduğundan çok daha etkin ve büyük ölçekli bir etkileşim ve paylaşım dünyasını kuruyor. Ancak bu durum fiziksel mekanların önemini ikinci plana atmıyor. Karşılaşmaları teşvik eden, farklı işlev ve zenginlikleri bir arada ve kolay ulaşılabilir kılan, empati kurma becerimizi farkında olmadan geliştiren mekanları tasarlayabilmek, bunun gerçekleşebildiği yerleri iyi anlamaktan, bu konu ile ilgili farkındalığımızı arttırmaktan, ortak bilinçaltımızdaki kodları keşfetmekten geçiyor.

 

(1) “Fumihiko Maki, Ortak Alanların Oluşturulması – Üç Yeni Proje”, Borusan Kültür ve Sanat Sergi Kataloğu (1999)

(2) Mimari grubun başını Londra Büyükşehir Belediyesi’nin planlama bürosunun başında olan Roger Waters çeker. Süreci planlayıp yöneten grup yerel yönetimin kendisidir.  Daha ayrıntılı bilgi için bazı web sitesi bağlantıları:

http://www.hdawards.org/archive/2007/historic/odham.html

(3) Site sakinleri dışında avluya  girişler akşam saatlerinde içinde yer alan dükkanlarla birlikte kapanıyor. Etrafta gezinen güvenlikçi yok.CCTV kameraları çalışıyor.

 

 

 

Share Tweet Pin it

Add Comment

Fusce ac aliquet magna. Sed lacus enim, gravida ut vestibulum ut, sagittis ac turpis. Pellentesque id nulla ut orci porta aliquam non a quam. Donec tincidunt dolor nulla, id cursus lorem.


Leave a Comment

Comments