7. Betonart Mimarlık Yaz Okulu Üzerine Kısa Bir Değerlendirme Cem İlhan
Bu yaz 7. si düzenlenen Betonart Mimarlık Yaz Okulu atölye çalışması “karşılaşma” teması üzerinden kurgulandı. Her ne kadar kavram sınırlı bir anlam alanını ima ediyor gibi gözükse de, yapılacak çalışmaların bu anlamın ötesine geçebilecek, farklı açılımlar getirebilecek, gerek tasarlayanları gerekse onunla ‘karşılaşacak’ olanları zorlayabilecek derinlik ve zenginlikte ürünler olabilmesi arzulanıyordu. Mesleğin icrasına dönük bu tip atölyeler, mimarlık pratiğinin erken dönemlerinde mimarlığa has çetrefilli konuları deşifre ederek devreye sokuyor: kişiyi tasarımdan uygulamaya geçiş süreci ile çok küçük ölçekli bir yapıyla da olsa yüzleştiriyor. Bu durum atölyeleri daha da anlamlı kılıyor.
Beton gibi bir malzemenin gücü, ifade olanakları ve sınırları, ‘karşılama’ teması ile birlikte düşünüldüğünde ilk bakışta basit bir çalışmayı çağrıştırabiliyor. Ancak biliyoruz ki tersi de pekala mümkün. Çoğu zaman en hayranlık uyandıran zekice işler, üzerinde hemen hemen herşeyin düşünülüp, tüm olası çözümlerin tüketildiğine inanılan durumlardan çıkıyor. Malzeme bolluğunun adeta bizleri yorar hale geldiği bir ortamda beton ile sınırlandırılmış bir malzeme verisi içinde hareket alanı bulabilmek tecrübeli mimarların bile çoğu zaman zorlandığı bir durum. İşte katılımcıları bekleyen zor bir ‘karşılaşma’ daha.
Bu bağlamda 2007 yazında gerçekleşen atölyenin tasarım konusu olan fakülte alanındaki karşılaşılacak yerin herhangi bir yer olmanın ötesine geçebilmesi başlıbaşına bir problemdi. Son derece tekdüze olan bir alan dikkat çekici bir eşik haline gelebilir miydi? Kısacası, 1 mikser beton (bu aynı zamanda her sene düzenlenen atölyelerin temel bir verisi) dile gelip, sıradanlığın hüküm sürdüğü bir çevreye biraz olsun özen ve sıradışılık getirebilecek miydi?
İşte bu soruların ışığı altında, yoğun bir düşünce alışverişi ile tamamlanan ilk günün ardından geçen birkaç gün sonunda bitirilen atölye çalışmaları öğrencilerin kendi aralarında yaptığı seçimle noktalandı. Bundan sonraki aşamalarına doğrudan müdahil olmadığımız yaz okulunda hayata geçirilen tasarımla ilgili olarak son birkaç söz: Sürecin sonunda tasarlanacak nesnenin yeri ani kararlarla revize edilse de varılan son nokta isabetli bir seçim yapıldığını gösteriyor. Tasarlanan beton duvarlar yerlerine sanki hep oradaymışlarcasına oturmuşlar. Heykel duvarlar hem orada daha önceden varolmayan girişi tanımlıyor, hem de bir ara mekan yaratarak korunaklı bir toplanma noktası oluşturuyorlar. Bununla da kalmayıp öğrencilerin kışın rüzgardan korunduğu yazın da gölgesine sığındığı tek yapı olan mevcut trafonun sakil kitlesini de perdelemeyi de başarıyorlar. Nihai kitledeki boşlukların biçimi ve dengesi tartışılabilir olmakla birlikte üretilen işin yukarıda sayılan niteliklerini gölgelemediğini eklemeliyiz. Nice yaz okullarına...
|