Gelibolu Barış Parkı
- Proje Tarihi: 1998
- Yer: Gelibolu / Çanakkale
- İşveren: T.C Cumhurbaşkanlığı
- Proje Ekibi: Tülin Hadi, Sevinç Hadi, Cem İlhan, Murat Germen
- Ödül: Mansiyon
- Tipoloji:
- Kentsel Tasarım
Yeryüzünde barış, kendimizle ve dolayısıyla yeryüzüyle barışla gelir. Egolarından sıyrılan insanlar, doğayla daha yakın bir ilişki kurma olanağına kavuşurlar. Gelibolu Barış Parkı, yalnızca tarihiyle değil, ekosistemleri, bitki örtüsü ve hayvanlarıyla da benzersiz bir karaktere sahiptir. Yeni öneride, Gelibolu Milli Parkı bir mikrokozmos haline geliyor. Çağdaşlık, akılcılık ve duyarlılık, Dünya’daki tüm kültürlerin paylaştığı tek bir kavramda birleşiyor: Barış.
Bugün, parkın kimliği savaşlar tarihinin gölgesinde kalıyor. 1915 muharebelerinin kalıntıları, insanları parkı ziyaret etmeye teşvik eden temel etken olarak öne çıkıyor. Oysa park, yalnızca tarihiyle değil, ekosistemleriyle de benzersiz bir karaktere sahip. Bu düşünceyle yeni plan, parkın terk edilmiş karakterinin dönüştürülmesiyle uluslararası bir buluşma yeri yaratmayı hedefliyor.
________________________________________
Bu görev, insanları ortak çıkarlar için bir araya getirecek radikal müdahalelerle yaratılacak kolektif farkındalıkla başarılabilir; Sanat formlarıyla (müzik, şiir, heykel vb.) barışı kutlamak; bir konferansa katılmak, yürüyüş yapmak veya sadece anmak.
Gelibolu Barış Parkı, yalnızca uluslar arasında barışı ve iyi niyeti teşvik etmekle kalmayıp, aynı zamanda vahşi doğanın uluslararası doğasını ve korunmasında gereken iş birliğini de vurgulamayı amaçlamaktadır.
Barış parkı, parkın yeni kimliğini şekillendiren olağanüstü bir deneyimin üç farklı aşamasını kapsar. Amaçlanan kimliğin tutarlılığı, amaç/araç ilişkisiyle sağlanır:
- Ana Kapı – Önsöz/Eşik
- Savaş Alanları – Vahiy/Tefekkür
- Forum – Sonsöz/Toplantı
Park Kimliği
Önerilen yaklaşımda kavramsal bir tutarlılık/süreklilik mevcuttur ve bu, farklı odak alanı müdahalelerinde kullanılan mimari dille örtüşmektedir.
Amaç, parkı yıl boyu süren bir etkinlik programına sahip benzersiz bir mekana dönüştürmektir (1/25000’lik sayfanın en altındaki etkinlik takvimine bakın). Açıklama sayfalarında da belirtildiği gibi barış, kolektif bir kavramdır. Etkinlikler, insanları kolektif bir amaç için bir araya getirir ve bu nedenle yıl boyu süren bir etkinlik programı, parkın üstün kimliği haline gelir. Öte yandan, yalnızca turizm odaklı bir gelişme, para odaklıdır ve bu nedenle doğası gereği topluluk ruhuyla çelişir. Etkinliklerin finansal boyutu yerine eğlence boyutu öne çıkarıldığında, bireysel bir boyuta kıyasla daha anonim bir karakter ortaya çıkar. Barışın bireysellikten çok anonimlikle daha uyumlu olduğunu söylemeye gerek yok.
Sınırlar
Parkın sınırları, ana akslar boyunca (ana trafik yolları gibi) sıralanmış ağaç sıraları, akarsular ve belirli topoğrafik durumlar gibi doğal oluşumlarla belirlenecektir. Belirleyici bir referansın olmadığı yerlerde, doğrusal sınırlar oluşturmak için gevşek aralıklarla tekrarlayan bir düzende bayrak direkleri dikilecektir. Sonuç olarak, fiziksel engeller olmayacaktır.
Yönetim
Bu büyüklükte bir milli parkın işletilmesi uzmanlık ve mesleki yeterlilik gerektirir. Mevcut belediye idari yapısının verimsizliği göz önüne alındığında, profesyonellerden oluşan bir grup oluşturulması ve parkı yönetmeleri için görevlendirilmeleri şiddetle tavsiye edilir. Bu yeni kuruluş, Orman Bakanlığı ile sürekli koordinasyon içinde çalışmalıdır.
Parkı aktivite temelli bir “buluşma” alanına dönüştürmek kolay bir iş değildir. Özellikle arazi spekülasyonu olmak üzere hiçbir tür spekülasyona geçit vermeyecek, devlet destekli özerk bir yönetime ihtiyaç vardır. Bu yönetimin, yerel halkın net bir şekilde yönlendirilmesini sağlayacak kadar güçlü olması gerekir ve bu kimliği koruyarak, arazi spekülasyonu için park yönetimi/yönetimi belirsizliği çok daha az olacaktır. Yetki eksikliğinin önlenmesi durumunda spekülasyon zirveye ulaşır. Arazi spekülasyonunu önlemenin bir diğer yolu da, uzun vadeli planlama kararlarının uygulanabilmesi için ortak idari ekipler oluşturmaktır. Arazi spekülasyonunun en büyük düşmanlarından biri, uzun vadeli projeksiyonlar getiren planlamadır. Mimari dildeki birlik, parkta görsel bir düzen oluşturacak ve bu düzen daha sonra uzun vadeli planlama kararlarıyla pekiştirilecektir. Hükümetin ve diğer ulusal ve uluslararası kuruluşların desteğine ihtiyaç vardır.
Aktiviteler
Son bir endişe de, yarımadada su yaşamını canlandırmanın son derece önemli olmasıdır. Su, rahatlatıcı, dinlendirici, saf ve aynı zamanda çok eğlencelidir. Bu nedenle, bize sunabileceklerinden yararlanmak için suya yaklaşmak çok mantıklıdır. Amaç, mimarinin fiziksel varlığını, tıpkı gerçek anlamda bir köprü gibi, su ve kara arasında bir köprü olarak kullanmaktır. Mimariye ek olarak, yelken, balıkçılık, rüzgar sörfü, küçük tekne turları ve insanları denize daha yakın olmaya teşvik eden küçük ölçekli kıyı projeleri gibi su aktiviteleriyle yarımadada uygun bir su yaşamı sürdürülecektir.
Sitede bir Greenpeace eylem noktası bulunacaktır. Greenpeace, ideolojik geçmişi ne olursa olsun, tüm dünyada barış ve doğal kaynakların korunması için çabalayan bir kuruluştur. Gelibolu Barış Parkı, bu uluslararası grubun Ege üssü olarak kullanılabilir; burada hizmet sunumu, destek ve bir halkla ilişkiler ofisi bulunabilir.
Gelibolu Yarımadası üzerinde balon turları düzenlenebilir. Havadan bir görünüm, parkın doğal ve tarihi açıdan önemli karakteri hakkında daha iyi bir fikir verebilir.
Enerji Sorunları
Yeni gelişmeler ve bölgedeki rüzgarların şiddeti nedeniyle küresel enerji ihtiyacı göz önüne alındığında, enerji üretimi için rüzgar türbinleri kullanılacaktır. Bir orman gibi birbirine yakın konumlandırılan türbinler, eşsiz bir peyzaj biçimi görüntüsü sağlayacaktır.
Doğal Mirasın Korunması
Gelibolu’yu ve çevresini benzersiz kılan doğal kaynakların ve kültürün korunması gerekmektedir. Burası birçok insanın ziyaret ettiği bir milli park olduğundan, belirli bir turizm faaliyeti kaçınılmazdır. Bu faaliyet, doğal çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını sürdüren sorumlu bir “ekoturizm” olarak değerlendirilebilir. Bir bölgenin flora, fauna, ekosistem ve kültürünün takdir edilmesi ve korunması öncelikler arasında yer almalıdır. Turizm gelişimi genellikle arazi spekülasyonuna ve bunun sonucunda çevrenin bozulmasına yol açar. Bu nedenle, bölge sakinlerinin ve turistlerin doğal güzelliklerin ve huzurun tadını çıkarabilmeleri için, çevrenin insan kaynaklı kirlenmesini artıran her türlü gelişmenin kontrol altına alınması hayati önem taşır.
Yerel Gelir Yaratma
Bu önerinin bir diğer boyutu da yerel topluluklara doğrudan fayda sağlayacak topluluk temelli projeler oluşturmaktır. Olasılıklar şunlardır:
- Yerlileri geniş tarlalarda sebze yetiştirmeye ve bunları yerel olarak satmaya teşvik etmek.
- Bu faaliyetlere destek sağlayacak küçük ölçekli işletmelere ihtiyaç vardır: bisiklet tamirhaneleri, karavan ofisleri, yerel gıda ürünleri (zeytin, zeytinyağı, çiçek, tohum, peynir vb.) satan perakende mağazalar.
- Çanakkale bölgesinde, el dokuması kilim ve halı üretiminin yanı sıra, yüksek kaliteli seramik üretimi konusunda da yerleşik bir gelenek bulunmaktadır. Bu yerel el sanatları faaliyetleri ve benzerleri, park içindeki yerleşim yerlerindeki perakende mağazalar tarafından teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.
- Mevcut geniş arazilerin bir kısmı, binicilik eğitimi verilen ve konaklama imkânı sağlanan at çiftlikleri olarak değerlendirilebilir. Bu, yerel halk için çevre dostu bir gelir kaynağıdır. Bu çiftlikler, civardaki at binme parkurlarıyla desteklenecektir.
- Eğitim yoluyla bölge sakinlerinin farkındalık düzeyini artırmak. Yerli halk, genel olarak milli park fikrine sahip çıkmalı ve sahip çıkmalıdır. Bir olasılık, parkın yönetimini yerel halka devretmek ve bunu bir topluluk gururu haline getirmektir. Yerel halk, kaçak yapılaşmayı kontrol edecek, tarihi mirası koruyacak, güvenliği sağlayacak ve park alanındaki turist yönlendirmesine yardımcı olacak park bekçisi olarak istihdam edilebilir. Bölge sakinleri, davetli uzmanlarla birlikte çalışarak parkın yönetim kuruluna katılabilir. Bir diğer olasılık ise, her türlü tarım ve yerel gelir yaratmayı öğretecek bir meslek/tarım okulu açmaktır. Çeşitli yerel ve uzak bölgelerden insanları davet etmek için tarım üzerine mevsimlik atölyeler düzenlenebilir.





