Teknopark İzmir Güney Yerleşkesi
- Proje Tarihi: 2022
- Yer: İzmir
- İşveren: İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
- Proje Ekibi: Cem Ilhan, Tulin Hadi, SekizArtı, Caps, Sezin Beldağ, Ayşegül Ersin, Efe Toz
- Tipoloji:
- AR-GE
ANA YAKLAŞIM
Türkiye’de aktif ve yapım aşamasında toplam yaklaşık 90 teknopark ve teknoloji geliştirme bölgesi bulunmaktadır. İzmir kenti ise bünyesinde barındırdığı 4 Teknopark ile Türkiye’nin bu anlamda en zengin illerinden bir tanesi olma özelliğini taşımaktadır. Bunların birçoğu ise Üniversite Kampus alanları içerisinde yer almakta ve bu anlamıyla Teknopark alanları akademik ve pratik dünyanın arayüzünde yaratıcı ve yenilikçi enerjiyi merkeze alan çok önemli arakesit ve buluşma merkezleri, farklı toplumsal ve ekonomik paydaşları bir araya getiren canlı birer ekosistemdirler. Tüm bu özellikler ise bir teknopark yerleşkesinin mekânsal tasarımını önemli bir problem olarak karşımıza getirmektedir. Çünkü bu mekânsal kurgu, yaratıcılık ve yenilikçiliği tetikleyen ve zenginleştiren önemli bir unsur olarak karışımıza çıkmaktadır. Tasarıma olan bu ihtiyaç tekil yapı ölçeğini aşan kampüslerde ise daha da önemli bir hal almakta, yaratılan kapalı, yarı kapalı ve açık alanlar sistematiği teknoparkın hedeflerine ulaşmasında önemli bir bileşen olmaktadır. İşte bu verilerden hareketle tasarlanmış bulunduğumuz Teknopark İzmir Yerleşkesi gerek ülke gerek kent ve gerekse kampüs ve yakın çevresi ölçeğinde mevcut ağa eklemlenmekte bunu yaparken önerdiği mekânsal ve sosyal kurgu ile onu her anlamda daha üst seviyelere taşımayı hedeflemektedir.
KENTSEL TASARIM
Teknopark alanlarında yer alan girişim firmaları, AR-GE birimleri ve yüksek teknoloji üretim alanları genel olarak mevcut anın değil geleceğin bilgi, ürün ve teknolojilerine odaklanarak çalışmalarına yön vermektedirler. Dolayısıyla konvansiyonel dinamiklerden farklı olarak, teknopark alanlarında çalışan girişimci, araştırmacı ve öğrenciler ve ziyaretçilerin mekânsal alan kullanım ihtiyaçları, güncel kentsel ve ekolojik yaklaşımlar, araştırma konuları, trendler, projeksiyonlar ve içinde yaşadığımız ekolojinin deneyimlenmesine olanak tanıyacak çeşitlilikte olmalıdır. Aynı zamanda günümüzde kentsel ve küresel yaşam pratiklerinin hızla değiştiği göz önüne alındığında, mekânsal kullanım ve aktivitelerin değişim hızına uyum sağlayacak ve deneyimlenmesini sürekli kılacak esneklikte olmaları beklenmelidir. Sözü edilen mekânsal çeşitliliğin aktif ve pasif kullanım senaryoları, bulunulan coğrafyanın ekolojik verileri, farklı mevsimlerde kullanıcı deneyimindeki farklılaşma ve tabiatın değişiminin izlenebileceği, adapte olabileceği ve pratik mekânsal aktivitenin sürekliliğini sağlayacak çözümler önerilmiştir.












